0374 215 84 84
Online Randevu
MENÜ

İnce Bağırsaklar Şeker Hastalığını Önlüyor

09.01.2017

Sindirim midede değil ağız'da başlar. Gıda ağzımıza girdiği anda tükrük salgısının içinde Pityalin dediğimiz bir enzim salgılanarak sindirim başlatılır. Ne kadar fazla çiğnerseniz bu enzimin etkisini o kadar artırmış olursunuz. Üstelik fazla  çiğneme ile beraber yavaş yemek beyine gönderilecek tokluk sinyallerinin oluşumuna katkı sağlar. Yani ne kadar hızlı yerseniz o kadar geç doyarsınız. Ağzınıza aldığınız gıdalar katı ve protein ağırlıklı olmali ki midede fazla kalsın ve size tokluk hissini versin. Eğer aldığınız gıdalar sıvı ve kalorik içeriği yüksek gıdalar ise midenizden hızla ince bağırsaklara geçecek, oradan da emilerek kana karışacak ve vücudunuzda yağ olarak birikmeye başlayacaktır. Basit şekerler, çikolata, kremalar, dondurma, hamburger, mayonez, ketçap vb hiperkalorik ancak besin değeri düşük gıdaların daha ağıza alınmadan ön sindirimden geçirilmiş halde bize sunulduğunu unutmayın. Bağırsakların son kısmına gıdalar temas ettiğinde buradan GLP-1 ve GİP dediğimiz birtakım maddeler salgılanır. Bu maddeler bize hem tokluk hissi verir hem de metabolik sendrom dediğimiz Yüksek tansiyon, Yüksek kolesterol ve şeker hastalığından oluşan hastalıklar gurubuna karşı vücudumuzu koruyucu mekanizmayı (İnkretinomimetik aktivite) işletir.  Günümüz market raflarında duran cicili bicili gıdaların çoğu daha midede iken emilmeye başlıyor ve bağırsağımızın son kısmına içeriği fakir uyarıcı etkisi olmayan kof bir posa olarak geliyor. Bu da, sağlığımızı korumakla mükellef olarak dizayn edilen bu son bağırsakların tembelliğe itilmesine ve bütün metabolik hastalıklara (özellikle şeker hastalığına) davetiye çıkarılmış olur. Tüketiciler olarak nesillerimizin Obezite, Diyabet, Kalp-Damar rahatsızlıkları ve daha bir sürü hastalıklarla cebelleşmesini istemiyorsak beslenme bilincine sahip olmaya mecburuz.

Son yıllarda obeziteyle beraber Tip 2 diyabet bir salgın halinde ciddi artışlar göstermesine rağmen, insülin de dahil olmak üzere kullanılan tüm ilaç tedavileri hastalığın ilerlemesini başarı ile durduramamakta, hastalığa bağlı gelişen organ hasarları işgücü kaybına ve ülke ekonomisinde çok ciddi kayıplara sebebiyet vermektedir. Dünya sağlık örgütü verilerine göre 1980 yılında 108 milyon Şeker hastası varken, 2014 yılında bu sayı 500 milyonu aşmıştır. Önümüze cezbedici süslemelerle sunulan günümüz besinleri durduğu müddetçe malesef daha da artmaya  devam edecektir.

Bunu önlemenin yolu küresel çapta bir ortak iradeyle dünyanın beslenme sanayisini 50 yıl önceki haline geri getirmektir. Bu da ülkelerin ekonomisine ciddi bir zarar getireceğinden şu an için mümkün görünmemektedir. Hatta tam tersi bir yandan üretilen gıdalarla şeker ve kalp-damar hastalıklarının önü açılırken diğer yandan piyasaya tedavi edici yeni ilaçlar sürülerek hastalıklar tedavi etmeye çalışılmaktadır. Ülke insanının organ yetmezlikleri ile çalışamaz, üretemez hale getirilmesi ise cabası. Öyleyse beslenme bilincimizi yeniden inşa edeceğiz. Hastalık oluştuysa bu hastalığın kalıcı çözümlerini araştıracağız. İlaçlara mahkum olmadığımızı beynimizin bir köşesine kazıyacağız.

Örnek vermek gerekirse Erişkin tipi şeker hastalığı'nın ameliyatla %90 ların üzerinde ilaçlara gerek kalmadan düzeltilebildiğini kaçımız biliyoruz acaba? Şeker hastalarında vücuttaki insülin rezervlerinizin 10-12 yıl içinde tükendiği bilimsel bir gerçek. Rezervleriniz tükenecek olursa malesef ameliyat şansınız da ortadan kalkacak, görme kaybı ve diyaliz vb ciddi sağlık sorunları ile başbaşa kalacaksınız. Öyleyse eğer tip 2 şeker hastalığınız varsa bir an önce taramalarınızı yaptırarak insülin rezervlerinizi kontrol ettirmeli ve daha sağlıklı geleceğe adım atmasını bilmelisiniz. Hayatı nasıl yaşayacağınız sizin elinizde, iyi düşünün doğru karar verin.

Doktor ara:
    Tel: 0374 215 84 84
    Adres: Sağlık Mahallesi Dodurga Caddesi No:62 BOLU
    © 2014 Özel Çağsu Hastanesi Tum Hakları Saklıdır.